Kadın olmak,
aynı anda çok sesli bir hayatın
tek bir kalpte yankıya dönüşmesidir
gülümsemenin dışarıda tutulup
içte fırtınaya dönmesi,
gücün bir maske gibi değil
bir zorunluluk gibi taşınması
bir gün anne diye çağrılan,
bir gün çalışan diye bölünen,
bir gün “kendisi” olmaya bile
zamanı dar görülen
ama yine de
kırıldığı yerden ışık sızdıran
bir iç ısrarla
yeniden doğrulan
çünkü bazı varlıklar
yükle değil, susarak büyür
ve bazı dayanışlar
görülmeden de sürer
devam etmek bazen
bir eylem değil,
bir iç refleks olur
günün içine karışmak
bir zafer değil
sadece dağılmadan kalabilmektir
yüzde taşınan yorgunluk
bedene değil zamana yazılır
ve kimse görmez
içeride kaç cümle yutulduğunu
“iyiyim”lerin altına saklanan
kaç kırılmanın sessizce kapatıldığını
ama kadın olmak bazen
en görünmeyen yerde
kendini terk etmemeyi öğrenmektir
alkışsız, cümlesiz, tanıksız
ve belki de en derin öğrenme şudur.
taş sanılan şey
bazen insanın
kendine açılan ilk kapısıdır
kırıldığında bile
kendini tamamlamayı unutmayan
bir iç yön vardır
ve hayat
ne kadar ağır olursa olsun
bir yerinden değil
içinden yeniden başlar.
…
Kalemim, gücümün sustuğu yerden konuştu. Ve ben güçlü kadınlara hayranım. Kimsenin görmediği yerde yorulup da yine de ayağa kalktıklarında, kendi sessizliklerinde güç bulduklarında, bazen kimseye yaslanamayıp sadece kendilerine tutunduklarında tüm kadınlara… Hayatı taşımanın yükünü değil, o yükün içinde bile dimdik kalabilmeyi bilenlere… Sadece güçlü olmak zorunda bırakılan değil, kendi gücünü içinden yeniden kuran herkese… Görülmese de var olan, anlaşılmasa da devam eden bütün kadınlara ithafımdır. Ve ben buradan sesleniyorum. bir kadının kalbini incitmeden önce durup düşünün. Çünkü hepimiz bir kadından doğarız, bir kadının sevgisiyle büyürüz ve hayatın anlamına bir kadının kalbinde dokunuruz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!