Anasayfaya Dön

Sonbahar Yağmurları

Yazar: Sevda
Sonbahar Yağmurları
Yazar: Sevda 04.11.2026 3 görüntülenme

Bazen insanın ruhu, mevsimlerden önce sonbahara döner, işte o zaman yağmuru bekler, biraz susmak, biraz hafiflemek, biraz da kendine dönebilmek için…

Sonbahar yağmurlarını bekliyorum.
Öyle pencerenin ardından seyretmek için değil yalnızca, biraz içime yağsın,
biraz sustursun içimde konuşup duran ne varsa diye…

Çünkü en çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri. Sokakları başka, kaldırımları başka,
insanların yüzü bile bir başka oluyor.
Herkesin yüzü ıslak,
herkesin başı öne eğik.
Sanki herkes bir şeyler yaşamış da
kimse kimseye anlatamamış gibi.
Sanki herkesin içinde sakladığı bir pişmanlık,
dilinin ucuna gelip de yuttuğu bir cümle var gibi…

Yağmur yağınca kimse kimsenin gözlerine bakmıyor. Belki de bu yüzden seviyorum bu havaları. İnsan, gözyaşını saklamak zorunda kalmıyor. Kimse dönüp de neden sustun,
neden dalıp gittin, neden bugün biraz daha yorgunsun, diye sormuyor.

Herkes kendi yolunda,
kendi telaşında, kendi derdinde…
Bir şemsiyenin altına sığdırıyor hayatını,
bir otobüs durağında bekletiyor özlemlerini.
Kimi bir eve yetişmeye çalışıyor,
kimi artık dönmek istemediği bir yerden uzaklaşıyor. Kimi birini özlüyor belli ki,
kimi de özlemenin bile insanı yorduğunu
çoktan öğrenmiş.

Bazen düşünüyorum da,
insan en çok kendinden kaçamıyor.
Ne kadar uzaklaşsa da bazı anılardan,
hangi sokağa saparsa sapsın,
hangi kalabalığa karışırsa karışsın,
gece olup da herkes evine çekildiğinde
yine kendi içine dönüyor.

İşte o zaman anlıyor insan,
bazı şeyler geçmiyor aslında,
yalnızca eskisi kadar acıtmamayı öğreniyor.
Bir zamanlar içini paramparça eden bir hatıra,
günün birinde sessizce oturuyor yanına.
Ne canını yakıyor eskisi gibi
ne de tamamen gidiyor.
Öylece kalıyor işte…
İnsan da alışıyor,
alışmak dediğin biraz da bu galiba.

Belki bu yüzden bekliyorum sonbahar yağmurlarını.Çünkü yağmurun kimseye hesap sorduğu yok. Ne geçmişi soruyor insana
ne de neden böyle olduğunu…
Usulca yağıyor işte,
her şeyi olduğu gibi kabul edercesine.

Ve şehir, her yağmurda biraz daha susuyor.
İnsanlar başlarını önlerine eğiyor,
adımlarını hızlandırıyor.
Sanki herkes bir suç işlemiş de
kendi vicdanına doğru yürüyormuş gibi…
Sanki herkesin içinde
kimseye itiraf edemediği bir hikâye var.

Oysa kim bilir,
belki kimsenin suçu yoktur.
Belki bazı insanlar yanlış zamanda karşılaşmıştır,
bazı sözler söylenmek için çok geç kalmıştır.
Belki bazı vedalar,
kalmak isteyen iki insanın bile
birbirinden uzaklaşmasıdır.
Belki de bazen insan,
elinden geleni yaptığı hâlde
bir şeyleri kurtaramaz.

Hayat dediğin biraz da böyle değil mi zaten?
Her şeyi doğru yapmaya çalışırken bile
eksik kalmak,
çok severken bile incitmek,
unutmaya karar verip bir şarkıda yeniden hatırlamak…
Ve bütün bunlara rağmen
ertesi sabah kalkıp hayata devam etmek.

Ben yine de sonbahar yağmurlarını bekliyorum.
Bir gün hiçbir yere yetişmek zorunda kalmadan
ıslanmak istiyorum.
Geçmişi düşünmeden değil belki,
ama geçmişle kavga etmeden yürümek…
İçimde kalanlara kızmadan,
gidenlerin ardından kendimi suçlamadan,
her şeyin bir cevabı olmak zorunda değilmiş gibi
biraz olsun huzur bulmak istiyorum.

Bırakın yağsın yağmur…
Şehrin kirini, yolların tozunu alsın.
Belki içimizde birikenleri temizleyemez
ama hiç değilse üstünü örttüğümüz duyguları
bir anlığına görünür kılsın.

Ben bu şehri en çok yağmur yağdığında seviyorum. Çünkü o zaman kimse güçlü görünmek zorunda değil.
Herkes biraz eksik, biraz yorgun, biraz dalgın…
Herkes kendince bir şeylerin içinden geçiyor.

Ve ben, bütün o ıslak sokakların arasında
bir tek şeyi düşünüyorum.

Keşke insanın içi de yağmurla temizlenseydi.
Keşke bazı anılar bir bulut gibi dağılıp gitse,
bazı özlemler toprağa düşen damlalar gibi
sessizce kaybolsaydı.

Ama olmuyor işte…
Yağmur diniyor, sokaklar kuruyor,
şehir yeniden eski telaşına dönüyor.
İnsanlar başlarını kaldırıp yürümeye başlıyor.

Bir tek insanın içinde kalanlar
hemen kurumuyor.

Ben yine de bekliyorum…
Sonbahar yağmurlarını,
ıslak kaldırımları, sessiz sokakları
ve kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmadan
kendimle baş başa yürüyebileceğim o anı.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan
ne bir teselli ne de güzel bir sözdür.

Bazen insan, yalnızca biraz yağmur ister…
Kimseye anlatamadığı her şeyi
sessizce içine bırakabilmek için.

…………..

Bazen insanın anlatamadıklarına bir başkasının cümleleri tercüman olur ya… İşte tam da öyle. Okuyan, hisseden herkesin yüreğine dokunması dileğiyle… 


 


 

Yorumlar (0)

Düşüncelerini Paylaş
5 + 7 = ?

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!