Anasayfaya Dön Sana İyi Gelen Hâlim
Şiir

Sana İyi Gelen Hâlim

Bir Deli Sevda 17.05.2026
37

İnsan bazen en çok, incitmeden sevmeyi ister.

Bazı insanlar fırtına gibi sever,
geldikleri yeri değiştirir,
dokundukları kalpte
yıllarca dinmeyen uğultular bırakırlar.

Ben öyle sevmezdim…

Eğer bir kasırga olsaydım,
kıyıları yerinden söken
öfke dolu bir gök gürültüsü değil,
geceyi ürkütmeden geçen
sessiz bir dönüş olurdum.

Ne şehirlerin ışığını söndürürdüm
arkamdan,
ne de bir kalbi
harap olmuş bir ev gibi
yalnız bırakırdım.

Çünkü bazı vedalar vardır,
insanın içinden
bütün mevsimleri alıp götürür.

Ben hiçbir mevsimi
kimseden çalmak istemezdim.

Eğer bir rüzgâr olsaydım,
yaz akşamlarının
denize yaslanan o ince serinliği olurdum.

Uzak bir sahil kasabasında,
pencereleri sardunyalarla süslü
eski bir evin balkonundan geçerken
yasemin kokusunu omuzlarına bırakan
utangaç bir meltem…

Saçlarının arasına
gün batımının altın rengini iliştirip
hiç incitmeden çekilen…

Bir çocuğun uçurtmasını
gökyüzüne kaldıran,
sonra ipine dokunmadan
maviliklerde özgür bırakan
tatlı bir esinti…

Çünkü sevgi bazen
sahip olmak değil,
yalnızca güzelleştirip geçmektir.

Ben seni öyle severdim.

Gözlerinin kıyısına
küçük gülüşler bırakarak…
Kalbinin en sessiz yerine
huzuru usulca yerleştirerek…

Ve sonra,
bir şiirin son dizesi gibi
sessizce çekilerek gecene.

Eğer ille de
bir doğa olayı olacaksam,
dağları yıkan bir fırtına değil,
pencereni araladığında
içeri huzur taşıyan
ılık bir gece rüzgârı olurdum.

Öyle bir rüzgâr ki,
geldiğinde perdeler hafifçe dalgalanır,
masadaki çiçekler başını eğip
gülümserdi.

Ve sen,
nedenini tam bilmeden
birden mutlu hissederdin kendini.

Çünkü bazı insanlar
gürültüyle değil,
sükûnetle dokunur hayata.

Ben sana
tam da öyle dokunmak isterdim.

Ne büyük aşklar anlatan
yangınlar bırakırdım ardından,
ne geceleri uyutmayan
acı hatıralar…

Sadece yıllar sonra bile
ansızın esen bir yaz rüzgârında
hatırlanacak bir his…

Belki bir sahil yürüyüşünde,
belki eski bir şarkının
kırık bir notasının içinde,
belki de
yasemin kokan bir akşamüstünde…

Bir an durup
“Bir zamanlar biri beni
çok güzel sevmişti…”
dedirten ince bir sızı yalnızca.

Çünkü ben,
sevgiyi yıkmak için değil,
iyileştirmek için taşırdım içimde.

Kalbine dokunduğumda
yaralarını büyüten değil,
onları usulca örten
bir merhamet olurdum.

Ve ne zaman adını ansam içimden,
gökyüzü biraz daha mavi,
dünya biraz daha sessiz olurdu.

Ben sana
en çok huzur olmayı isterdim.

Bir sabah kahvesinin buğusunda,
perde arasından süzülen gün ışığında,
omzuna düşen saçlarını toplarken
yüzüne değen o küçük serinlikte…

Hissettiğin ama
tutamadığın bir meltem gibi.

Ve eğer bir gün
beni gerçekten hatırlayacaksan,
bu bir fırtınanın uğultusuyla değil,
kalbinden geçen
yumuşacık bir rüzgârın ardından olsun isterdim.

Çünkü ben,
en çok sana iyi gelen hâlimle
kalmak isterdim dünyada.

Bazı insanlar geçer,
bazılarıysa içinin iklimi olur.


…….

Çok sevmeyin demem… Güzel sevin yeter.
Yıkmadan da sevebilen insanlar için,
bu şiir, huzur gibi sevmek isteyen kalpler için.


 

← Önceki
Topraktan Geldik Toğrağa Gideceğiz
Sonraki →
Bağıra Bağıra Susmayı Öğrenmek

Yorumlar (0)

Düşüncelerini Paylaş
6 + 8 = ?

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!