Bir gün olur musun,
bilmiyorum…
Kabul olmuş duam
mı olursun,
yoksa yıllarca içimde
taşıdığım bir dilek mi kalırsın?
Ama bekliyorum seni…
Öyle kapının önünde bekler gibi değil.
Her sabah gözümü açtığımda
“Belki bugün” diyerek…
Hayatımı sana göre yaşamıyorum,
ama seni hesaba katmadan da
bir gelecek kuramıyorum.
Garip değil mi?
Daha elini tutmadığım,
sesini yanı başımda duymadığım
bir insanı
bunca zamandır içimde taşıyorum.
Bazen kendime soruyorum;
“Ya hiç gelmezse?”
Sonra susuyorum.
Çünkü insan bazı duaları
sonucunu bilmeden eder.
Belki de mesele
kavuşacağım günü bilmek değil,
bir gün kavuşacağıma
inanabilmek…
Ben de öyle inanıyorum.
Bir gün,
hiç beklemediğim bir anda
çıkacaksın karşıma.
Belki sıradan bir gün olacak.
Herkes kendi telaşında,
şehir kendi gürültüsünde…
Ama ben seni gördüğüm an
zaman biraz duracak.
Ve içimden bir ses,
“İşte…” diyecek.
“Bunca zamandır beklediğin
insan bu.”
O zaman sana
ne kadar beklediğimi anlatmayacağım.
Geçen geceleri,
ettiğim duaları,
kimseye söylemeden
içimde büyüttüğüm seni…
Hiçbirini anlatmayacağım.
Çünkü bazı bekleyişler
anlatılınca küçülür.
Ben seni
sessizce bekledim.
Bir duanın kabulünü bekler gibi,
bir kapının açılmasını bekler gibi,
Allah'ın “ol” dediği günü
bekler gibi…
Bir gün olur musun,
bilmiyorum.
Ama olursan,
sana tek bir şey söyleyeceğim:
“Geç kaldın.”
Sonra gülümseyip
içimden ekleyeceğim;
“Ben yine de
seni beklemekten
hiç vazgeçmedim.”
…
Bu şiir, henüz gerçekleşmemiş bir duanın ve ne zaman olacağını bilmeden sürdürülen bir bekleyişin içinden doğdu. Bazen insan, hayatına henüz girmemiş bir ihtimali bile kalbinde taşıyabiliyor. Belki olur, belki sadece güzel bir dilek olarak kalır… Ama bazı bekleyişler, gerçekleşmeden önce bile insana iyi geliyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!