Anasayfaya Dön

İçimdeki Sonbahar

İçimdeki Sonbahar
06.09.2026 0 görüntülenme

Bir gün biri bana, “Hangi mevsim olmak isterdin?” diye sordu. Hiç düşünmeden “Sonbahar,” dedim. Nedenini ben de tam olarak bilmiyordum. Belki de bazı insanlar kendilerini bir mevsimde bulurdu. Ben de kendimi sonbaharın sararmış yapraklarında, yağmurun sessizliğinde ve gri gökyüzünün altında buluyordum. Sonbahar geldiğinde içimde başka bir insan uyanırdı.

Sokaklarda yürürken ayaklarımın altında ezilen yaprakların sesini dinler, dalgın dalgın gökyüzüne bakardım. Herkes için bir mevsimin bitişi olan sonbahar, benim için duyguların en çok konuştuğu zamandı. Yağmur yağdığında içimde bir şeyler çözülürdü. Sanki gökyüzü benim söyleyemediklerimi söyler, yağmur benim yerime yağar, rüzgâr içimde biriktirdiğim bütün cümleleri alıp uzaklara götürürdü.

Ben biraz böyleydim işte. İki ayrı ruhun arasında kalmış tek bir mevsim… Bazen güneş kadar sıcak, bazen kış kadar soğuk, kimi gün umut dolu, kimi gün kendi sessizliğine sığınmış. Bazen masmavi bir gökyüzü kadar ferah, bazen gri bulutlar kadar ağır… Beni tanıyanlar belki de bu yüzden anlamakta zorlanırdı. Çünkü ben tek bir hâlden ibaret değildim.

Bir yanım hayatı çok severdi. Küçük şeylerden mutlu olur, bir fincan çayın buharında bile huzur bulurdu. Diğer yanım ise geceleri uzun uzun düşünür, geçmişin kapısını aralar ve kimsenin bilmediği yerlere giderdi. Eylül yağmurlarını bu yüzden severdim. Onlarla konuşmak kolaydı. Benden hiçbir açıklama istemezlerdi, sadece yağarlardı. Ben de yürürdüm… Bazen hüzünle, bazen yüzümde belli belirsiz bir tebessümle.

Çünkü insanın içinde aynı anda hem özlem hem umut, hem kırgınlık hem sevgi yaşayabileceğini öğrenmiştim. Ben de öyleydim. Biraz kararsız, biraz karmaşık ama her zaman gerçek… Belki de sonbaharı bu kadar sevmemin sebebi buydu. Çünkü sonbahar bana benziyordu. Ne tamamen sıcak, ne tamamen soğuk, ne tamamen başlangıç, ne tamamen son…

Bir vedanın içinde yeni bir hikâyenin ihtimalini taşıyordu. Sararan her yaprak bana bazı şeyleri bırakmanın da hayatın bir parçası olduğunu hatırlatıyordu. Ağaçlar yapraklarını kaybederken üzülüyor muydu, bilmiyorum. Belki de onlar yeniden yeşereceklerini bildikleri için sessizce bırakıyorlardı yapraklarını. Ben ise bazı şeyleri bırakırken hep biraz daha zorlanıyordum. Çünkü ben fazla hissedenlerdendim.

Biraz melankolik, biraz hayalperest ve galiba biraz fazla romantiktim. Bir bakışta bir hikâye, bir yağmurda bir hatıra, bir şarkıda koca bir geçmiş bulabilirdim. Belki bu yüzden kendimi hiçbir mevsime tam olarak ait hissedemedim. Sonra anladım… Ben zaten bir mevsimdim. Kendi içinde yazı da kışı da taşıyan, yağmuruyla hüzünlenen, güneşiyle yeniden umutlanan, sararan yapraklarıyla geçmişi hatırlatan bir sonbahar…

Ve artık biliyorum, ben bir sonbaharım. Baharların en sonuncusu, belki de en hüzünlüsü… Ama aynı zamanda en derini. Çünkü bazı mevsimler yaşanır ve geçer, bazılarıysa insanın içinde kalır. Benim mevsimim de öyle. Biraz yağmur, biraz güneş, biraz hüzün, biraz umut… Ve hepsinden biraz ben.


………………..

Sonbaharı neden bu kadar sevdiğimi düşünürken, fark ettim ki galiba ben de biraz sonbahara benziyorum. Bazen içime kapanıyorum, bazen neşeleniyorum, kimi zaman çok umutlu, kimi zaman da kendi düşüncelerimin içinde kayboluyorum. 🍁 Belki de hepimiz biraz böyleyiz. Dışarıdan bakınca tek bir hâlimiz varmış gibi görünse de içimizde bir sürü duygu aynı anda yaşanıyor. Benim sonbaharım da böyle işte… Biraz yağmur, biraz güneş, biraz hüzün, biraz umut. Okurken kendinizden bir şeyler bulursanız ne mutlu bana. Çünkü insan bazen en çok, Bunu sadece ben hissediyorum sanıyordum, dediği yerde birbirini buluyor. Hepimizin içinde kendine ait bir mevsim var. Benimki sonbahar. 🍂

Yorumlar (0)

Düşüncelerini Paylaş
4 + 7 = ?

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!