Beni ben yapan değerleri kelimelere bıraktım..
İnsan, yıllar geçtikçe kendini değiştirmeyi değil, kendine sadık kalmayı öğreniyor.
Bazen biraz alınganım.
Belki de bu yüzden herkesin duyup geçtiği bir sözü ben uzun süre içimde taşırım. Bir bakışı, bir sessizliği, yarım kalmış bir cümleyi kolay kolay unutmam. Bazıları buna alınganlık der, ben ise hissetmek derim. Çünkü insan, ancak hissettiği kadar yaşar.
Genellikle hassas ve romantik biriyim. Bunu hiçbir zaman saklamadım. Dünyanın sertleşmesi gerektiğini söyleyenlere inat, ben kalbimin yumuşak kalmasını istedim. Belki bu yüzden daha çok kırıldım. Ama ne gariptir ki, yine de kalbimin taşlaşmasını hiç istemedim.
Hâlâ aşka inanıyorum. Herkesin büyük bir aşk yaşayacağına değil, sevginin insanı değiştiren en güzel duygu olduğuna inanıyorum. Birinin sesini duyunca içinin huzurla dolmasına, bir dostun omzunda dinlenebilmeye, bir annenin duasına, bir çocuğun gülüşüne, yaşlı bir çiftin yıllara meydan okuyan bakışlarına…
Masallara inanıyorum. Çünkü çocukken dinlediğimiz masallar, büyüdüğümüzde unuttuğumuz umutlardı. Kahramanlara inanıyorum. Ama artık biliyorum ki kahramanlar kılıç taşıyanlar değil, her şeye rağmen vicdanını kaybetmeyen insanlardır.
Kahve falına da biraz inanıyorum. Fincanın dibinde geleceği aradığım için değil, bazen umut, en güzel bahaneyi bile kabul ettiği için. Papatyaları seviyorum. Çünkü onların gösterişi yoktur. Sessizce açarlar, sessizce solarlar ama yine de bulundukları yere güzellik bırakırlar. Keşke insanlar da biraz papatyalara benzese…
Ve istersek dünyanın güzel bir yer olacağına bütün kalbimle inanıyorum. Bir tebessümün, içten söylenmiş bir “Geçmiş olsun”un, samimi bir “Nasılsın?”ın bile bir insanın gününü değiştirebildiğini gördüm. Bu yüzden umudumu kaybetmeyi hiç öğrenemedim.
İyi olmanın saflık olmadığını düşünüyorum. İyilik yapmak bazen yoruyor, bazen karşılıksız kalıyor, bazen de en çok iyilik yaptığın insanlar seni kırıyor. Ama yine de kötü olmayı seçemiyorum. Çünkü insan başkasına değil, önce kendine benzer. Ben kalbimin bana yabancılaşmasını istemiyorum.
Kolay affederim. Çünkü kin taşımak ağır geliyor bana. Affetmek yapılanı onaylamak değildir, sadece o yükü daha fazla omuzlarında taşımamaktır. İnsan bazen en çok kendini özgür bırakmak için affeder.
Şiire inanıyorum. Çünkü bazı acılar düzyazıya sığmıyor. Bazı özlemler ancak bir mısranın sessizliğinde nefes alabiliyor. Hayat ne zaman ağır gelse, kelimeler omzuma dokundu. Bu yüzden şiir benim için sadece edebiyat değil, biraz sığınak, biraz umut, biraz da eve dönüş oldu.
Biliyorum… Bu çağ güçlü görünmeyi seviyor. İnsanlar daha az hissetmeyi, daha az güvenmeyi, daha az bağlanmayı marifet sanıyor. Oysa ben bütün bunlara rağmen içimdeki çocuğu büyütmedim, sadece ona sabretmeyi öğrettim. Hâlâ gökyüzüne uzun uzun bakabiliyorum. Hâlâ bir kitabın altını çizecek kadar heyecanlanıyorum. Hâlâ sevdiğim insanlara değer vermekten çekinmiyorum.
Bazen düşünüyorum da… İnsan büyüdükçe en çok çocukluğundaki hâlini özlüyor. Kırılmadan inanabildiği günleri, bir gökyüzüne bakıp mutlu olabildiği zamanları, sevmenin cesaret istediğini henüz bilmediği yılları… Belki de bu yüzden içimdeki o çocuğu kaybetmemek için bu kadar direniyorum. Çünkü biliyorum, insan içindeki masumiyeti kaybettiğinde, dünyanın bütün gürültüsü dinsin, bütün ışıkları yansın, yine de kalbi eski şarkıları söylemiyor.
Hayat bana birçok şey öğretti. Her gelenin kalıcı olmadığını, her gidenin de eksiltmediğini… Beklemenin sabrı, vazgeçmenin olgunluğu, yeniden başlamanın cesareti olduğunu öğrendim. Ama bütün öğrendiklerimin içinde en kıymetlisi şuydu. Kalbini güzel tutabilmek.
Çünkü insanın gerçek zenginliği ne biriktirdikleri ne de kazandıklarıdır. Gerçek zenginlik, ardında bıraktığı iyilikler, dokunduğu hayatlar ve ardından edilen güzel dualardır.
Bilin ki, siz istiyorsunuz diye değişemem, ey şehrin sahipleri.
Ben çok oldu kendimle barışalı. Kusurlarımı sevmeyi, eksiklerimle yaşamayı, düştüğüm yerden yine kendim olarak kalkmayı öğrendim. Artık kimsenin alkışına göre yaşamıyorum, kimsenin yargısıyla da eksilmiyorum.
Çünkü insan, kendini affettiği gün özgürleşir.
Ben bütün alınganlığımla, bütün kırgınlıklarımla, bütün şiirlerimle, bütün umutlarımla kendim olmaya devam edeceğim.
Eğer bu, bazılarına eski kafalılık gibi görünüyorsa öyle olsun. Ben yine de bir gün iyiliğin kazanacağına, sevginin insanı değiştireceğine, bir papatyanın bile umudu hatırlatabileceğine inanacağım.
Çünkü insanı gerçekten yaşatan şey, sahip oldukları değil, vazgeçmediği güzelliklerdir.
Ve ben, bütün kırılmalarıma rağmen, vazgeçmediğim güzelliklerle yaşamayı seçiyorum.
……..
Bu satırlarda, beni ben yapan değerleri ve hayata dair inandığım güzellikleri kelimelere emanet ettim. Hepimiz farklı hayatlar yaşıyoruz, farklı yerlerden kırılıyor, farklı şekillerde iyileşiyoruz. Ben sadece kendi penceremden gördüğüm hayatı anlattım.Okuduğunuz için teşekkür ederim. Dilerim, kalbiniz hangi yorgunluğu taşıyor olursa olsun, içindeki iyiliği, umudu ve sevgiyi hiç kaybetmez.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!