Bazı insanlar hayatı yaşarken değil, kırılırken değişir.
Seni değiştiren yıllar değil,
adaletsizliği tanımayı öğreten
hayatın acımasız darbeleridir.
Çünkü insan, en çok beklemediği yerden kırılır,
en çok güvendiği yerden sessizce yaralanır.
Ve bazen en büyük yara, bağırmadan açılır,
kimse görmez ama insan içinde taşır,
geceye saklar, sabaha taşır,
yine de yürür.
Seni değiştiren yaşadığın aşklar değil,
sahte öpücükler,
sahte kucaklamalar,
asla uzatılmayan eller,
yarım kalan cümleler,
yarım bırakılmış umutlar,
içine gömülmüş hayaller
ve bir anda yok olan dostluklardır.
Bir gün anlarsın ki “sonsuz” sandığın bazı şeyler,
aslında sadece kısa bir yanılsamadan ibarettir,
ve insan en çok, inandığı şeyin boşluğuyla sınanır.
Seni değiştiren,
iki günlük sevdalar,
bir ömür gibi hissettirilip ertesi gün yok sayılan insanlar,
kırıcı kelimeler,
söylenmeyen ama içte büyüyen sessizlikler,
kaçıp gitmeyi seçen korkak bakışlar,
yarım bırakılan açıklamalar
ve içte hiçbir zaman kapanmayan hayal kırıklıklarıdır…
İnsan en çok da açıklanamayan şeylerde yorulur,
çünkü anlam veremediği her şey, içinde biraz daha ağırlaşır.
Ve zamanla taşımayı öğrenir,
ama unutmayı değil.
Seni değiştiren zaman değildir,
zaman sadece olanı açığa çıkarır,
üstü örtülenleri görünür yapar,
gerçeği saklandığı yerden yavaşça çıkarır.
Zaman kimseyi değiştirmez aslında,
sadece insanın neye katlandığını,
neyi içine attığını
ve neyi kabullendiğini gösterir.
Ve en sonunda insan, kendini değil, sabrının nerede tükendiğini tanır.
Çünkü bazı yorgunluklar bağırmaz,
sadece insanın içine yerleşir.
Ve sonra anlarsın ki,
her şey geçmez, sadece şekil değiştirir.
Bazı insanlar gider ama izi kalır,
bazı sözler söylenmez ama içte yankılanır,
bazı kırıklar görünmez ama insanın içinde büyür.
Bazı geceler geçer gibi olur ama içinden hiç çıkmaz,
bazı sabahlar gelir ama içindeki karanlığı götürmez.
Ve bazı gülüşler vardır,
içinde kırılmış bir hikâyeyi saklar.
Hayat budur.
Ne tamamen iyi, ne tamamen kötü…
sadece gerçeğin ağır olduğu,
insanın kendi içinde olgunlaştığı bir yol.
Bazen susarak büyür insan,
bazen severek yorulur,
bazen giderek eksilir.
Ve her adımda biraz daha sessizleşir,
biraz daha derin düşünür,
biraz daha az anlatır kendini…
Çünkü herkes anlamaz,
anlayan da her şeyi söylemez.
Ve sonunda kalır insana şu gerçek.
Bazı şeyler yaşanır,
bazı şeyler öğrenilir,
bazı şeyler ise sadece taşınır.
Çünkü hayatın boyunca kör yaşamaktansa,
gözlerini bir kez açmak daha iyidir…
Ve bazen en büyük uyanış, geç kalınmış bir
fark ediştir.
….
Bu şiir aslında benim içimde yaşadığım şeylerin bir özeti gibi. Bazen insan değiştiğini fark etmez, sadece içinden bir şeylerin sessizce başka birine dönüştüğünü hisseder. Ben de öyle bir yoldan geçtim. Kırıldım, sustum, öğrendim ama her seferinde kendime biraz daha yaklaştım. Bugün geriye baktığımda anlıyorum ki beni değiştiren şey zaman değilmiş, yaşadıklarımın içimde bıraktığı izlerlermiş. Ve en önemlisi artık biliyorum ki her kırılma, insanı biraz daha kendine götürüyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!