Aşk kör değildir aslında.
Biz görürüz.
Değişen sesleri, eksilen ilgiyi,
yarım bırakılan cümleleri,
gözlerimizden kaçırılmaya çalışılan
o küçük gerçeği…
Görürüz de
inanmak istemeyiz.
Çünkü insan âşık olduğunda
gerçeğe değil, umuda tutunur bazen.
Bir bakışa anlam yükler,
bir susuşa bahane bulur,
bir uzaklığı zamana,
bir ilgisizliği yorgunluğa bağlar.
İçimizden bir ses
“Burada bir şeyler değişti.” der.
Kalbimiz hemen susturur..
“Biraz daha bekle…
Belki düzelir.”
Belki…
Ne uzun bir kelimedir bu.
Bir insanı aylarca bekletmeye,
yıllarca aynı kapının önünde tutmaya
yeter.
Çünkü “belki”,
gerçeğin kapısını kapatıp
umuda içeriden kilit vurmaktır.
Bazen karşımızdaki insanı değil,
olmasını istediğimiz insanı severiz.
Eksiklerini hayallerimizle tamamlar,
söylemediklerini kendi cümlelerimizle doldururuz.
Sevdiğimiz insanın
bize iyi gelmeyen hâllerine bile
güzel isimler buluruz.
Oysa bazı cevaplar
söylenmez.
Bir davranış,
bin cümleden daha açık olabilir.
Birinin seni sürekli şüphede bırakması
da bir cevaptır.
Seni yalnızca
canı istediğinde hatırlaması da…
Sözleriyle davranışları
aynı yerde buluşmuyorsa
ve sen hâlâ sözlerine inanmayı seçiyorsan,
belki de kandırılan değil,
kendini kandırmaya çalışan
tarafsındır.
Ne acıdır…
İnsan bazen
başkasının yalanından değil,
kendi kurduğu güzel hikâyeden yorulur.
Sonra bir gün
geriye dönüp bakarsın.
İlk uzaklaşmayı hatırlarsın.
İlk susuşu.
İçinde büyüyen o tarifsiz huzursuzluğu…
Hepsini görmüşsündür aslında.
Hiçbir işareti kaçırmamışsındır.
Sadece sevgin,
gerçeği kabul etmek için
senden biraz daha zaman istemiştir.
Belki de aşk kör değildir.
Biz, kaybetmekten korktuğumuz insanı
kaybetmemek için
gözlerimizi kapatırız.
Sonra bir gün açarız.
Ve karşımızda bir yabancı değil,
kendimiz dururuz.
Biraz susmuş, biraz eksilmiş,
biraz da kendinden uzaklaşmış
hâlimizle…
O gün anlarsın. Sevmek,
kendini unutmak değildir.
Affetmek,
kendini yok saymak değildir.
Birini anlamaya çalışmak,
kendini sürekli anlatmak
zorunda kalmak değildir.
Ve aşk, insanın kendinden vazgeçtiği
bir yer olmamalıdır.
Aşk, kendini kaybettiğin değil,
kendini bulduğun, çoğaldığın,
huzur bulduğun yer olmalıdır.
Eğer birini severken
sürekli şüphe ediyorsan,
sürekli bekliyorsan,
sürekli anlam arıyorsan
ve sonunda kendine
“Acaba sorun bende mi?”
diye soruyorsan…
Belki de artık aşkı değil,
gerçeği dinleme zamanıdır.
Çünkü bazı işaretler
hiçbir zaman kaybolmaz.
İnsan sadece
onlara bakmayı bırakır.
Ta ki bir gün kalbi,
gözlerinden önce
gerçeği görene kadar.
Ve belki de aşkın
en acı tarafı budur..
Gözlerini açtığında
kaybettiğin kişinin
karşındaki insan olmadığını,
kendinden vazgeçtiğin
o eski hâlin olduğunu anlamak.
……….
Bu şiiri biraz kendimden, biraz da hayattan yola çıkarak yazdım. Hepimizin görüp de kabullenmek istemediği, “belki” diyerek ertelediği bazı gerçekler var. Bazen sevdiğimiz için görmek istemiyoruz, bazen de kaybetmemek için kendimizi ikna ediyoruz. Belki bu satırların bir yerinde kendinizi, geçmişte yaşadığınız bir duyguyu ya da içinizde kalmış bir cümleyi bulursunuz. Okuyan herkesin kalbine küçük de olsa bir dokunuş bırakması dileğiyle…
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!