Anasayfaya Dön

Acıların İçinde Yürümek

Acıların İçinde Yürümek
06.08.2026 6 görüntülenme

İnsan, acılarından kaçtığında değil, onlarla birlikte yürümeyi öğrendiğinde gerçekten özgürleşir.

Bazı yolculuklar ayaklarla değil, insanın kendi içinden geçerek yapılır. Bu satırlar, tam da öyle bir yürüyüşün izidir.

Bazı yaralar kapanmaz.
Sadece sessizleşir.

İnsan, zamanın her şeyi iyileştirdiğine inanmak ister. Günler geçtikçe acının azalacağını, kalbin eski ritmine döneceğini, bir sabah uyandığında artık hiçbir şey hissetmeyeceğini düşünür. Oysa zaman acıları yok etmez, yalnızca onları ruhun daha derin bir yerine taşır. Orada, kimsenin görmediği bir odada yaşamaya devam ederler.

Ne zaman “Artık iyiyim.” desem, tenimin altında başka bir yara usulca kıpırdanıyor.

“Beni unutma… Ben hâlâ buradayım.”

Sonra eski hâlimin küllerinden ince bir duman yükseliyor. Bir koku, yarım kalmış bir cümle, tanıdık bir melodi ya da eski bir fotoğraf… Hepsi, çoktan uğurladığımı sandığım anıları yeniden canlandırıyor. Meğer insan geçmişinden kaçamıyormuş. Nereye giderse gitsin, birazını kalbinin cebinde taşıyormuş.

Eskiden bunu zayıflık sanırdım.

Oysa şimdi biliyorum ki acıyı hissetmek güçsüzlük değildir. Güçsüzlük, hiç yaşamamış gibi davranmaktır. İnsan en çok canının yandığı yerden büyür. En sağlam tarafımız, en çok kırıldığımız yerdir. Çünkü kırıklar, ışığın içeri girdiği yerlerdir.

Hayat bana birçok şey öğretti.

Bazı insanlar kalmak için değil, öğretmek için gelir.

Bazı vedalar bir son değil, insanın kendine dönüşünün başlangıcıdır.

Bazı kayıplar ise aslında kayıp değil, omuzlarımızdaki yüklerden kurtuluştur.

Bunu anlamak yıllar aldı.

Her düşüşümde biraz daha sessizleştim. Her hayal kırıklığında biraz daha az konuştum. Ama içimde, kimsenin görmediği bir direnç büyüdü. Çünkü insan bazen konuşarak değil, susarak güçleniyor. En büyük savaşlar alkışlar arasında değil, gecenin en sessiz saatlerinde, insanın kendi içiyle verdiği mücadelede kazanılıyor.

Artık yaralarımı saklamıyorum.

Onları övünmek için de taşımıyorum.

Sadece inkâr etmiyorum.

Çünkü biliyorum, beni ben yapan yalnızca mutlu olduğum günler değil. Ağlarken kimseye belli etmediğim geceler, vazgeçmeyip yeniden ayağa kalktığım sabahlar ve içim paramparçayken bile bir başkasına tebessüm edebildiğim anlar da hikâyemin ayrılmaz parçaları.

Belki de iyileşmek hiçbir şeyi unutmamak demektir.

Ama hatırladığında artık aynı yerden kanamamaktır.

Geçmişi silmek değil, onunla kavga etmeyi bırakmaktır. Acıları sırtında bir yük gibi değil, ruhuna işlenmiş bir bilgelik gibi taşıyabilmektir.

Çünkü hayat, yarasız insanlara değil, yaralarıyla yürümeyi öğrenenlere yeni yollar açar.

Ben artık mükemmel olmanın peşinde değilim.

Kusurlarımı, eksiklerimi, kırgınlıklarımı ve yorgunluklarımı da kendime ait görüyorum. Çünkü insanı güzel yapan kusursuzluğu değil, yaşadıklarına rağmen kalbinin merhametini koruyabilmesidir.

Hayat yine dikenlerini çıkaracak.

İnsanlar yine hayal kırıklığı yaşatacak.

Bazı yollar yine yarım kalacak.

Ama ben, bütün bunlara rağmen içimde bir bahar büyütmeye devam edeceğim.

Çünkü umut, her şey yolundayken değil, hiçbir şey yolunda değilken bile güzel şeylere inanabilmektir.

Ve belki de iyileşmek bir varış noktası değildir.

Belki de iyileşmek, kendi yıkıntılarının arasından korkmadan geçebilmek, düştüğü yerden her defasında yeniden kalkabilmek, gözyaşlarını saklamadan ama umudunu da kaybetmeden yürüyebilmektir.

Hayat dikenlerini eksik etmese de, ben o dikenlerin arasına inatla güller dikmeye devam edeceğim.

Çünkü artık biliyorum…

İnsan, acılarından kaçtığında değil,
onlarla birlikte yürümeyi öğrendiğinde gerçekten özgürleşir.

Ve bir gün, geriye dönüp baktığımda
izlerimi değil, aldığım yolu göreceğim.

Yaralarım canımı acıttığı için değil,
beni ben yaptığı için minnetle hatırlanacak.

Çünkü insan, hayatı kusursuz yaşadığı için değil, her şeye rağmen kalbinin merhametini koruyabildiği için kazanır.

Ben de yoluma, acılarımla eksilmeden,
umudumla çoğalarak yürümeye devam edeceğim.

Çünkü hayat, bize hiç yara almamayı değil,
yaralarımıza rağmen yürümeyi öğretir.

Ve insan, en güzel hâline,
tam da en çok kırıldığı yerden ulaşır.

 

…………….

Sadece kendi içimde çıktığım uzun yolculuğun izlerini kelimelere bıraktım. Çünkü bazen insan, konuşamadıklarını yazar. Yazdıkça hafifler, yazdıkça kendine biraz daha yaklaşır. Eğer bugün hâlâ yürüyorsanız, bilin ki sandığınızdan daha güçlüsünüz. Yaralarınız sizi eksiltmez, doğru bakabilirseniz sizi siz yapan hikâyenin en gerçek satırlarıdır. Dilerim, hayat yolunuza ne kadar diken çıkarırsa çıkarsın, siz yine de umudunuzu kaybetmeyin. Ve en önemlisi… Kalbinizi taşlaştırmayın. Çünkü bazen dünyayı değiştiren şey, en çok acı çekmiş bir kalbin yine de sevgiyle atmaya devam etmesidir.
 

Yorumlar (0)

Düşüncelerini Paylaş
6 + 7 = ?

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!