Ben, güneşin ilk doğduğu memleketlerde
güneşten önce doğmuş bir dadaş kızıyım.
Soğuğu sert insanı sıcak diyarların evladı…
Nene Hatun’un izinden yürüyen
ve gerektiğinde yüreğini
bir görev değil ,bir alışkanlık gibi ortaya koyan kadınların yurdundanım.
Bizde susmak yok saymak değildir.
Susmak, edebin terazisidir.
Söz, ağızdan önce yürekten geçer.
Ve her yürek her söze açılmaz.
Bize olağanüstü demişler…
Oysa bizde olağan olan
insan kalabilmektir.
Yanlış anlatıldık eksik bilindik
ama hiçbir zaman namert olmadık.
Biz, aynı sofrada ekmeği büyüten
kapısından misafiri eksik etmeyen
dili, dini, kimliği ne olursa olsun
insana yer açan bir kültürün çocuklarıyız.
Bazen sevgiyle yaklaşırız
bazen kırgınlıkla susarız
ama içimizde ne varsa
insanlıktan eksik değildir.
Çünkü biz insanız
hem merhamet hem sızı.
Kalü beladan beri Ademoğluysak
bu ayrılıklar neden?
Aynı göğe bakarken
bu uzaklık neden?
Aynı acıya ağlayıp
aynı ekmeği bölüşebilecekken
bu suskunluk neden?
Kimliğimize hükmeden Yaradana
söz söylemek kimin haddine?
Sormuştun ya…
Dadaş kızı neden yüzün kızarıyor?Utanmaktan değil
adaletsizliğin ağırlığından
sessiz kalan dünyanın yükünden.
Biz, sofrasını büyüten
kapısını açık tutan
gönlünü daraltmayan insanlarız.
Ve gerektiğinde Nene Hatun gibi
ayağa kalkarız.
Bir selamı eksik etmeyi ayıp sayarız
bir gönlü kırmayı
kendimize yakıştırmayız.
Ama gel… önce bir yolculuk yap.
Gel birlikte yürüyelim bilinmeyeni.
Kapımız açık gönlümüz de.
Misafir ol evimize
konuşalım dertleşelim.
Olmazsa bir türkü söyleriz.
Çünkü türkü hepimizin ortak dilidir.
Ve eğer yine anlaşamazsak
helalleşiriz.
Çünkü biz kırarak değil
anlayarak çoğalan insanlarız.
Uzun lafın kısası.
Gel… sen beni tanı ben seni.
Önyargını kapıda bırak da gel.
Korkmadan gel çekinmeden gel…
Ben buradayım.
Kapı açık. Gerisi sende.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!