Ali her gece aynı saatte oturuyordu masaya
Oda sessizdi
Saatin tik takları duvarlardan düşüp yayılıyordu yere
Ahşap masa
Sararmış bir defter
Ucu körelmiş bir kalem
Hepsi yerli yerindeydi
Sanki o gelmeden önce bile onu bekliyorlardı
Defteri açtı
İlk sayfa yine karşısındaydı
Aynı cümleler
Aynı çizikler
Aynı izler
Silgiyle defalarca üzerinden geçmişti
Ama kâğıt unutmuyordu
Hiçbir şey gerçekten silinmiyordu
Parmağını sayfanın üzerinde gezdirdi
İnsan da böyle diye düşündü
Üstünü örtüyor… ama izler kalıyor
Kalemi eline aldı
Bugün yeniden başlıyorum
Yazdı Sonra üstünü çizdi
Kaçıncı diye fısıldadı
Kaçıncı kez başlıyorsun Ali
Cevap yoktu
Gözlerini kapattı
Yarım kalmış bir konuşma
Söylenmeyen bir söz
Ve ardından kapanan bir kapı
O sözler benimdi dedi içinden
Ben söylemeliydim
Ama söylememişti
O günden sonra içinde bir şey sustu
Kalabalıkların içinde görünmeyen biri oldu
Gece olunca kendi içine kaçtı
Orası güvenliydi… ama karanlıktı
Defteri kapatmak üzereyken bir fotoğraf düştü
Küçük bir çocuk
Gülen Işıl ışıl bakan gözler
Bu bendim dedi
Sonra durdu
Ya da ben olmalıydım
O an bir şey kırıldı
Ya da belki ilk kez açıldı
Kalemi tekrar aldı
Bugün silmeyeceğim
Yazdı Uzun uzun
Durmadan
Sabah olduğunda sayfa kusurluydu
Ama gerçekti
Silgiyi bıraktı
Sokağa çıktığında hava serindi
Ama içi hafiflemişti
Adımları onu eski bir parka götürdü
Bir banka oturdu
Tam kalkacakken yanına oturdum
Elimde bir defter vardı
Onun gibi Yazıyordum
Durdum
Başımı kaldırdım
Göz göze geldik
Bakabilirsin dedim gülümseyerek
Ali şaşırdı ama gülümsedi
Ben de yazıyorum dedi
Ne yazıyorsun diye sordum
Bir an sustu
Sonra bu kez kaçmadı
Silmeye çalıştığım şeyleri
Başımı hafifçe eğdim
Ben de unutmamak için yazıyorum dedim
Ali’nin yüzü değişti
Unutmamak diye tekrar etti
Evet dedim
Çünkü bazı şeyler silinmemeli
İnsanı insan yapan biraz da izleridir
Rüzgâr hafifçe esti
Peki ya kötü olanlar diye sordu
Omzumu silkeledim
Onlar da bizim
Ama onları nasıl taşıdığımız… o bizim seçimimiz
Ali derin bir nefes aldı
Ben yıllardır kaçıyorum dedi
Kendimden
Gözlerinin içine baktım
Yargılamadan
Sorun değil dedim
Önemli olan ne zaman döndüğün
Sanırım… bugün dedi Ali
Gülümsedim
Geç kalmış sayılmazsın
Bir süre sessizce oturduk
Ama bu sessizlik eksik değildi
Tamamdı
Ali ayağa kalktı
Gitmem lazım dedi
Yazmayı bırakma dedim
Durdu
Bu kez daha dikkatli baktı bana
Daha önce… karşılaştık mı diye sordu
Gülümsedim
Her gün dedim
Her yazdığında
Ali’nin kaşları çatıldı
Anlamaya çalıştı
Ben defterimi kapattım
Ayağa kalktım
Geçerken bankta bir şey bıraktım
Bir ayna Ali yavaşça aldı
Aynaya baktı
Ve o an anladı
Az önce konuştuğu kişi
Sadece bir kadın değildi
Kendi içindeki
Unutmadığı ama susturduğu sesti
Eve döndüğünde defter hâlâ açıktı
Yeni bir sayfa açtı
Yazdı
Bugün biriyle tanıştım ve kendimle konuştum
Uzun zamandır ilk kez… beni anlayan biri vardı
Durmadı Silmedi
Ve ilk kez
Ali hikâyesini silmiyordu
Çünkü artık kendisinden kaçmıyordu.
…….
Bunu okuyan herkes için küçük bir not bırakmak istedim. Görüp gözlemlediğim şey şu: Bu yazdıklarım bir hikâye gibi görünebilir ama aslında çoğu insanın içinde sessizce taşıdığı şeylerden doğdu. Bazı cümleler unutmak için değil, hatırlamak için yazılır. Bazı sayfalar silinmez, çünkü silinmesi gereken şey yazı değil, insanın içindeki ağırlıktır. Eğer burada kendinden bir parça bulduysan yalnız değilsin. Eğer bulamadıysan da sorun değil… herkes aynı yerden geçmiyor. Ama hepimiz bir şekilde kendi sayfalarımızı yazıyoruz. Ben sadece kalemi biraz daha görünür yaptım.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!