Belki de insan,
En çok içinden düşeni özlüyor.
Ve bazı ayrılıklar,
Gökyüzünü bile eksiltiyor…
Gökyüzü nasıl güzeldi
Sen yüreğimden
Düşmeden önce…
İlk önce
Güneşim kayboldu,
Sonra
Yıldızlar silindi
Gecelerimden…
Yaz yağmurlarından
Doğurdum
Sana olan göğüs ağrımı.
Damla damla tenimde
Taşıdım hayalini…
Zaman ellerimden akıp
Düşerken toprağa,
Sensizliğim
Gözlerimin ıslaklığında
Üşüyor…
Oysa
Gökyüzü nasıl güzeldi
Sen benden
Düşmeden önce…
Bir rüzgâr geçti sonra,
Adını taşıyan…
Savurdu içimde
Yarım kalan bütün cümleleri.
Ne kadar sustuysam
O kadar çoğaldı sesin
Duvar diplerinde…
Şimdi her akşam
Kırık bir şarkı gibi
Çöküyor omuzlarıma yalnızlık.
Ve ben,
Bir eski mektup gibi
Katlayıp içime
Saklıyorum seni…
Bazen bir kuşun kanadında,
Bazen uzak bir tren sesinde
Arıyorum gözlerini.
Ama hiçbir yol
Sana varmıyor artık…
Kış vuruyor pencereme,
İçimde hâlâ
Senin sıcaklığınla yanan
Küçük bir haziran var.
Dokunsan belki
Yine çiçek açacak kalbim,
Ama sen
Çoktan başka mevsimlere
Karıştın…
Ve ben hâlâ
Göğe her baktığımda
Eksilen bir yıldız gibi
Hatırlıyorum seni.
Çünkü
Gökyüzü nasıl güzeldi
Sen benden
Düşmeden önce…
…….
Birini unutamadığım için değil, içimde eksilen gökyüzünü anlatabilmek için yazdım. Belki herkesin içinde, adını hâlâ sessizce taşıdığı biri vardır. Ve bazı insanlar gittikten sonra gökyüzü aynı kalmaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!