El ele tutuşan insanları severim…
Ama en çok
Senin elini.
Duygusunu esirgemeyen insanları,
“Buradayım, gitmeyeceğim” diyebilenleri,
Hayatı omuz omuza yürüyenleri severim.
Belki sevginin en narin hâlidir bu;
Bir ele dokunmak
Ve o elle bir ömür yürümek…
Kim bilir…
Belki de tüm hikâye
Ellerde başlar.
Çünkü senin elin,
Kalbimin en sakin yeri gibi;
Tutunca dünyayı susturan,
Beni bana bırakan bir mucize.
“Buradayım” deyişin var ya,
İşte orada başlıyor içimde
En güzel hikâyeler.
Hiç bırakma elimi…
Çünkü ben,
Seninle yürümeyi değil,
Seninle kalmayı seçtim.
Ellerini avuçlarıma alıp,
İstanbul’un tüm sokaklarını
Adım adım bize çevirmek istiyorum…
Her lambada sen,
Her yolda biz olalım.
Ve bir gün biri sorarsa
“Sevgi neye benzer?” diye,
Hiç düşünmeden
Elini gösteririm.
…
Bu yazıyı, sevginin en sade ama en güçlü hâlini anlatmak için yazdım. Bazen büyük sözlere gerek kalmaz; bir elin sıcaklığı, “buradayım” diyen bir dokunuş her şeyi anlatır. Benim için öyle. Bu metin, sevginin yürümekle, birlikte olmakla ve birine güvenle tutunmakla nasıl anlam kazandığını ifade ediyor. Okuyan herkesin, kendi hayatında bir elini tutmak duygusunu bir yerlerde hatırlayabileceğine eminim.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!