Zaman ne çabuk geçti…
Nerede kaybolduk biz?
Oyuncak arabamızın tekerini kim kırdı?
Neden neşeli şarkılar, ıslıklar sustu?
Kapılar korkuyla kilitlendi..
Espriler sona erdi..
Ve oyun bitti.
Nerede kaybolduk biz?
Ne zaman yıldızları saymayı bıraktık,
Kağıt gemileri batırdık,
Su birikintilerini kuruttuk?
Ne zaman bakışlarımız bulutlandı,
Yüreklerimiz taşlaştı?
Nerede kaybolduk biz?
Ne zaman sustuk içimizdeki çocuğa,
Ne zaman unuttuk gülmeyi sebepsizce?
Hangi ara büyüdük de fark etmedik,
Hangi ara kaybettik birbirimizi?
Bir zamanlar sokağımız lunaparktı,
Güneş erkenden uyanırdı,
İnsanlar mutluydu..
Ekinlere düşen damlalar
Gökyüzünden gelen saf duyguydu…
Tam orada küçük bir nehir akıyordu,
Kıyılarını yeşillendiriyordu tarlaların,
Kuru yapraklar ve kağıt tekneler yapıp yüzdürürdük.
Ceviz ağaçlarının arasındaki rüzgarın sesi
Tatlı bir melodiydi..
Dalların çatırtısı, çocukların ağlaması,
Ağaçtan düşen cevizler,
Damdaki kuş,
Bir annenin kahkahası…
Her şey güzel bir şarkıydı..
Ve biz o şarkının en saf yerindeydik,
Henüz kırılmamış bir zamanın içinde…
Ama şimdi hepsi birer birer yok oldu.
Zaman ne çabuk geçti…
Nerede ve ne zaman kaybolduk biz?
Belki de asıl soru şu:
Kaybolduk mu gerçekten,
yoksa biz
yolumuzu mu unuttuk?
Yoksa yol hâlâ orada da,
biz mi gözlerimizi kapattık…?
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!